Projeler

Dernek, kurulduğu günden bu güne yirmi yıllık bir geçmiş içinde ülke düzeyinde yaptığı çeşitli bilimsel çalışmalarla toplum içinde adını duyurmayı başarmış ve giderek aranan, hizmet istenen bir kurum haline gelmiştir. Dernek adına üyelerimizin yönetiminde, kamu, fon, sivil toplum kuruluşlarının desteği ile çok sayıda çalışma yürütülmüş ve bunlardan bazıları yayınlanmıştır (Bkz. Dernek Yayınları). Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerle; TÜBİTAK, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Avrupa Birliği, UNICEF, Kalkınma Ajansı, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlardan aldığı desteklerle projeler yürütmüştür.

Derneğin amaçları arasında toplumbilim alanında araştırma yapmak, yakın disiplin ve bilim dallarıyla ve bunlara ilişkin kuruluşlarla amaçları doğrultusunda işbirliği yapmak, bilimsel nitelikte kongre, sempozyum, seminer, konferans, açıkoturum düzenlemek ya da benzeri etkinliklerde bulunmak vardır. Tüzükte yer alan araştırma konuları şunlardır: Toplumsal cinsiyet, kadın, yaşlılık, engellilik, çocuk ve gençlik, dezavantajlı gruplar; yoksulluk, göç, kentleşme ve kentsel sorunlar, gecekondulaşma ve kentsel dönüşüm, kırsal ve kentsel kalkınma; aile, eğitim, ekonomi, siyaset, din, sağlık ve hukuk; güvenlik politikaları; sosyal politika ve sosyal sorumluluk; çalışma yaşamı, meslek ve istihdam sorunları; örgüt, toplumsal hareketler; sanayi ve teknoloji; iletişim toplumu ve sorunları, medya ve sosyal medya; şiddet, suç, insan hakları ve demokrasi; çevre ve ekolojik denge; kültür, turizm, spor, sanat ve serbest zaman.

Aşağıda derneğin bazı proje deneyimleri hakkında bilgiler yer almaktadır.

Bunların dışında; Gecekondularda Aileler Arası Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993 - T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, GAP Bölgesi Baraj Aynası Altında Kalacak Yörelerde İstihdam Ve Yeniden Yerleştirme Sorunları Araştırması (1992-1994 - T.C. Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi) , Aile Ve Çevre Konusunda Araştırma Ve Eğitim Projesi, UNDP (1994 - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı), Kırsal Kadınlara Yönelik Eğitim Seminerleri Projesi (UNDP-1996), İşsizliğin Aile Yapısına Etkisi Araştırması (1996 - T.C. Başbakanlık Aile Araştırması Kurumu), Doğu Anadolu’nun Kalkındırılması Çerçevesinde Kadının Bilinçlendirilmesi Projesi, 1997 (Sivas- Erzurum). HIMOS (1997 - Hindu ve Müslümanların Kalkınma Programlarına Mali Yardım Kurumu- Hollanda), Birecik Barajından Etkilenen Nüfusun Yeniden Yerleşimi, İstihdamı Ve Ekonomik Yatırımları İçin Planlama Ve Uygulama Projesi (1997 – 2000 - T.C. Başbakanlık GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı), Şanlıurfa- Harran Ovaları Tarla-İçi ve Köy Geliştirme Projesi: Sosyal Etki Değerlendirmesi, Aslantaş Barajı’nın Sosyo-Kültürel Etkileri (2000 - Dünya Barajlar Komisyonu), Yusufeli Barajı Yerleşim Yeri Tercihlerinin Belirlenmesi (2000 - Sahara Mühendislik), Depremin Sosyolojik Araştırması (2001), Türkiye’de Yoksulluk ve Krizle Başa Çıkma Yolları (2002 - Dünya Bankası), Türkiye Sağlık Reformu Sosyal Değerlendirme Çalışması Projesi (2003), Early Childhood Development (2003 - UNICEF), Yoksulluğa Dayalı Sosyal Risklerin Azaltılması Ankara Yenihayat Mahallesi Pilot Proje Uygulaması (2006 - Ankara Üni. & Sosyoloji Derneği), Youth Seminar for Privatization: Threats and Opportunities within the Scope of EU Integration (2006 - AB Gençlik Eylem 05 projeleri) gibi çalışmalar üyelerimiz tarafından dernek adına yürütülmüştür.

An Analysis of Social Protection of Vulnerable Agricultural Populations including seasonal workers and Syrian Refugees in Turkey

Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu başkanlığında Prof. Dr. Nilay Kaya ve Prof. Dr. Kezban Çelik tarafından gerçekleştirilen araştırma projesi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından desteklenmiştir (2018).

Kırda olup, tarım ve hayvancılık ile geçimlerini sağlayan “Kır Yoksulları”, “Gezici Mevsimlik Tarım İşçileri” ve “Geçici Koruma Altındaki Suriyelilere” yönelik olarak yürütülmüş olan bu çalışmada üç grubun sosyal sigorta, hizmet ve yardımlara ilişkin durumları değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel amacı, her üç grubun kırda olma nedenleri, kırda yaşama, çalışma ve geçim koşullarını detaylı şekilde anlamak, bu koşullara etki eden en kapsayıcı ifade ile sosyal koruma mekanizmaları ve bu grupların mevcut mekanizmalara erişimleri, erişimlerine etki eden koşulları anlamak ve daha içerici uygulamalar düşünebilmektir.

Sosyal kırılganlığın önemli bir parametresi olan gelir/ekonomi dışında korumasızlık yaratan diğer alanları ortaya koymaya çalışan proje, 3 grubun deneyimleri, çalışma koşulları, güçlükleri ve beklentileri gruplara özel gerçekleştirilen toplam 21 odak grup toplantısında tartışılmış ve toplantılardan elde edilen veriler analiz edilmiştir. Her üç grubun hane profilleri, sosyal hizmet ve servislere erişimleri ve beklentileri ise 6 il ve bu illere bağlı toplam 30 köyde gerçekleştirilen ve toplam 694 kişiye erişilerek gerçekleştirilmiş olan anket çalışması ile elde edilmiştir. Ayrıca 30 köy muhtarı ile gerçekleştirilen yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile de köylerin nüfusları, sahip oldukları sosyal hizmetler ve sosyal yardımlardan yararlanan gruplara ve genel olarak köylerin gereksinimlerine ilişkin veriler elde edilmiştir. Ayrıca 6 ilin farklı düzeyde karar vericileri ile gerçekleştirilmiş olan toplam 72 görüşme ile de hem sosyal hizmet ve yardımlara ilişkin mevcut durum hem de belirlenmiş olan üç gruba yönelik sunulmakta olan hizmet ve yardımlar ile uygulama düzeyindeki mevcut durum, güçlükler, geliştirilmeye açık olan hususlar ve öneriler anlaşılmaya çalışılmıştır.

Farklı tekniklerle elde edilmiş zengin veriler her üç grubun yoksulluk ve kırılganlıklarını etkileyen hususların tespit edilmesi, mevcut hizmet ve yardımlara erişim düzeyleri ve erişimlerine ilişkin güçlük yaratan hususların neler olduğuna ilişkin tespitlere ulaşabilmek amacı ile değerlendirilmiştir.

Ankaralılar ve Suriyeli Komşuları Arasındaki Sosyal Dışlanma, Uyum ve Entegrasyon Deneyimleri

Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteklediği “Ankaralılar ve Suriyeli Komşuları: Sosyal Dışlanma, Uyum ve Entegrasyon Deneyimleri” adlı proje, Ankara’nın yerel sakinleri ve kente göç etmiş Suriyeliler arasındaki sosyo-ekonomik ilişki deneyimleri ve sosyal dışlanmanın görünümlerine odaklanmış nitel bir çalışmadır. Feray Artar, Hüseyin İzmir ve Akın Bakioğlu tarafından Dernek adına yürütülen araştırma, katılımcıların kendi deneyim paylaşımlarından hareketle; Suriyeli mülteci ailelerin Türkiye’ye gelme ve Ankara’ya yerleşmesi, Ankara’da –belki kalıcı belki geçici- yeni bir hayat kurma aşamasındaki gündelik yaşam, sosyal ilişkiler ve dayanışma deneyimleri, geçim mücadelesi ve ekonomik yaşamın tüm yönleri, mültecilikle ilgili psiko-sosyal göstergeler, şiddet ve sosyal dışlanmanın tezahürlerini ortaya koymayı amaçlamıştır.

Dikmen semtinde İlker ve Altındağ ilçesinde Ulubey, Önder ve İsmetpaşa mahallelerinde görüşmeyi kabul eden 20 Suriyeli ve onlarla komşuluk edecek yakınlıkta yaşayan 22 Ankaralı sakinle derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. İlaveten kurum yetkilileri İşveren, Ev sahibi, Muhtarlar ve esnaf ile görüşmeler yapılmıştır. Yine kurum yetkililerin yaklaşımını ortaya koymak amacıyla proje kapsamında faydalı bir çalıştay gerçekleştirilmiştir.

Suskunluğun Çığlığı

AB Merkezi Finans ve İhale Birimi’nin Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Yerel ve Ulusal STK’ların Kapasitesinin Güçlendirilmesi programı kapsamında yazılan ve Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Aylin Görgün Baran ve Selda Taşdemir tarafından yürütülen Suskunluğun Çığlığı isimli proje, aşağıdaki temel amaçlar çerçevesinde gerçekleştirilen birçok faaliyete dayanmaktadır:

  • Ankara ilinde kadın haklarına yönelik bilinç ve farkındalık düzeyini geliştirmektir.
  • Politika üreticileri başta olmak üzere yerel yönetimler, STK’lar gibi tüm kamu kurum/kuruluşlarının kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda işbirliği geliştirerek yeni politikalar geliştirmesini sağlamak.
  • Ankara İlinde Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadına yönelik şiddetle mücadele için toplumsal farkındalık oluşturmak;
  • Ankara ilindeki sığınma evi/konuk evlerinde yaşayan kadınların sorunlarının tespitinin yapılarak çözüm önerileri geliştirmek;
  • Kadına Yönelik şiddeti doğuran ve pekiştiren olumsuz tutum ve davranışların ortadan kaldırılması amacıyla, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet konularında toplumsal farkındalık yaratmak ve zihinsel dönüşüm sağlamak;
  • Şiddet gören kadınlarla doğrudan ve dolaylı bağlantı içerisinde olan yerel yönetim ve kadın sığınma evi çalışanlarının kadına yönelik şiddet, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği gibi konularda eğitilmesini sağlamak;
  • Politika üreticileri başta olmak üzere eğitim kurumları, yerel yönetimler, STK’lar gibi tüm kamu kurum/kuruluşlarının kadının statüsünün iyileştirilmesi konusunda yeni politikalar geliştirmesini sağlamak;
  • Ankara ilinde kadın üzerine çalışan STK’lar arasındaki işbirliğini sağlamak;
  • İyi deneyimlerin paylaşımını gerçekleştirerek var olan sığınma evlerinin hizmet kalitesini arttırmak;
  • Ankara ilinde belediye ve STK’lar tarafından yeni sığınmaevi/konukevlerinin açılmasını sağlamak.

Proje kapsamında yapılan toplantılar sayesinde belediyelere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile STK’lara kadın sığınma evi açmanın neden gerekli olduğu anlatılmış, Ankara ilinde sığınmaevi sayısının, niteliğinin artırılması ve ihtisaslaşmalarının sağlanmasına katkı verilmiştir. Bunun için araştırma, kamuoyu oluşturma ve görünürlük yaratma, hedef grubu listeleme, eğitim, bilinçlendirme, farkındalık yaratma, sığınmaevlerini geliştirme faaliyetleri yürütülmüştür.

Batı Balkan ve Avrupa’daki Hapishane Sistemi İçerisinde Gönüllü Çalışmayı Güçlendirme Ağı Projesi

Sosyoloji Derneği’nin paydaş olarak yer aldığı projenin diğer ülkelerdeki paydaşları şunlardır:

  • Agenfor Italia (Proje Yürütücüsü)
  • Demokrasi Çalışmaları Merkezi, Bulgaristan
  • Etnik İlişkiler Forumu, Sırbistan
  • Consiglio delle Relazioni Islamiche Italiane (CRII), İtalya
  • Arnavutluk Uluslarası Araştırmalar Enstitüsü (AIIS), Arnavutluk
  • Sosyoloji Derneği, Türkiye
  • Roma Avrupa Üniversitesi, İtalya
  • Little People of Kosovo, Kosova

2011 – 2012 yılları arasında farklı ülkelerde gerçekleştirilen araştırma ve etkinliklerden oluşan araştırmanın temel hedefi, Batı Balkan ve Avrupa Birliği hapishanelerindeki dinsel grupların birbiriyle diyaloğunu geliştirerek, ulus ötesi düzlemde medeniyetler çatışması ve radikalleşme olgusunu azaltabilmektir.

Bu hedef doğrultusunda, cezaevi sistemi içerisinde hükümlülerin dini inançları, gelenekleri ve kültürlerini göz önünde bulunduran yeniden eğitim yoluyla, farklı gruplara yönelik saygının benimsenmesi garanti altına alınmalıdır.

Hapishane içerisinde dinler arası ve kültürel arası diyaloğun geliştirilmesine yönelik kalıcı bir tartışma platformunun oluşturulması, hapishane sistemlerindeki azınlıklara ilişkin AB müktesebatının analizi, eğiticilerin eğitilmesi, hapishaneler içerisindeki kültürler arası diyaloğun geliştirilmesine yönelik STK’ların rolüne ilişkin öneriler geliştirilmesi, iletişim ve bilginin yaygınlaştırılması projeden beklenen sonuçlar olmuştur.

Çalışmalar şu amaçlar çerçevesinde organize edilmiştir: a) Batı Balkan bölgesindeki hapishane sisteminin geliştirilmesi; b) Hapishane içerisindeki farklı gruplara mensup dezavantajlı hükümlülerin kültürlerarası ilişkilerinin iyileştirilmesi; c) Hapishanelerde ve eğitim stratejilerinde çalışmalar yürüten STK’ların katılımının artırılması; d) Hapishane çalışanlarının yeterlilik düzeyinin geliştirilmesi; e) Batı Balkanlardaki hapishanelerdeki azınlıklar ve dezavantajlı gruplara mensup hükümlülerin refahının ve temsil gücünün geliştirilmesi.

GAP’ın Karşılaştırmalı Sosyo-Ekonomik Profili Araştırma Projesi

GAP Bölgesinde yer alan dokuz il ve kırsal alanda gerçekleştirilen bu çalışma Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın talebi doğrultusunda ve Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu’nun (TÜBİTAK) desteğiyle 2010 yılında yapılmıştır.

Araştırmanın temel hedefi, sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde GAP uygulamalarının bölge insanı üzerindeki sosyal ve insani gelişme göstergelerinin izlenmesi ve GAP’ın bölgeye olan sosyal ve ekonomik etkilerinin yaklaşık 10-15 yıl öncesine göre karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir.

Çalışmada nicel ve nitel veri toplama teknikleri bir arada ve birbirlerini tamamlayacak şekilde kullanılmıştır. Seçilen örneklem üzerinden Bölgedeki hane reisi, kadın, genç olmak üzere toplam 3690 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler, 20 odak grup çalışması, 45 derinlemesine mülakat yapılmış, 136 kamu kurum ve kuruluş yetkilisinin postayla gönderilen soru kâğıtlarına verdikleri cevaplar ve 17 köy, 49 mahalle muhtarı olmak üzere toplam 66 muhtarla yapılan görüşmelerle veriler elde edilmiştir.

Bölgeye yapılan yatırımların bir yönü ile gelişmeyi sağlayıcı etkilerini diğer yönü ile teknolojik uygulamalar nedeniyle beklenilmeyen olumsuz etkilerini ortaya koyarak GAP İdaresine öneriler sunulmuştur. Bunlardan bazıları; bölgede ileri düzeyde geliştirilecek yatırımların arttırılması, yeni istihdam olanaklarının yaratılması, alt yapı ihtiyaçlarının karşılanması, bölge içi ve bölgelerarası ulaşılabilirliğin geliştirilmesi, karar alma ve proje uygulanmasında halk katılımının geliştirilmesi olmuştur.

Yoksulluğa Dayalı Sosyal Risklerin Azaltılması: Ankara Yenihayat Mahallesi Pilot Proje Uygulaması

Bu araştırmada yerel halkın katılımını sağlayarak, yoksulluğun yarattığı sosyal riskleri minimum düzeye indirecek politika ve programların geliştirilmesi hedefiyle Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu tarafından 2007 yılında yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda hedeflenen proje alanında nicel ve nitel veri toplanmasına ihtiyaç olduğundan öncelikle bu konudaki yerel ilişkiler Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Altındağ Kaymakamlığı’nın desteği ile alana ilişkin var olan çalışmalar ve veriler derlenmiştir. Bu alandaki belirli etkinliklere ve toplantılara katılarak bu mahallede yaşayanlar hakkında ön bilgilenmelere sahip olunmuştur.

Sosyoloji Derneği’nin yürüttüğü hane halkı anket çalışması ile de alan hakkında sosyo-ekonomik temellere dayalı veriler toplanmıştır. Altındağ Belediyesi sınırları içinde yer alan Yenihayat Mahallesi sakinlerinin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bunların karşılanması ve halkın güçlendirilmesini sağlamak için politika ve programlar geliştirilmesi amaçlanan bu projede, aşağıdaki konularda veri setleri oluşturulmuştur.

Nicel bulguların yanı sıra nitel veri toplama teknikleri (gözlem, fotoğraflama, derinlemesine görüşme, odak grup toplantıları vs.) aracılığıyla desteklenmiştir.

Türkiye’de HIV/AIDS’li Olarak Yaşayan İnsanların Kırılganlık/İncinebilirlik Değerlendirmesi İçin Hizmetler Araştırma Projesi

Araştırma, proje sponsoru olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) bölgesel ve yerel uzmanlarının danışmanlığında planlanmış ve uygulanmıştır. Esas çalışma beş ülkenin (Türkiye, Gürcistan, Rusya, Ukrayna ve Kırgızistan) katılımıyla bölgesel düzeyde yürütüldüğünden, ekipler arasında eşgüdümün sağlanması amacıyla UNDP ve TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi) desteğiyle İstanbul’da üç workshop ve bir dizi tele-konferans gerçekleştirilmiştir. Pozitif Yaşam Derneği de gönüllü kuruluş olarak ulusal raporun hazırlanmasında ve verilerin toplanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca T.C. Sağlık Bakanlığı, HATAM ve Numune Hastanesi yetkilileri de çalışmanın değişik aşamalarında katkılarda bulunmuştur.

Araştırmanın Yöntemi: Türkiye’de HIV+ kişilerin yaşam koşulları ve karşılaştıkları sorunları araştırmak için üç farklı bilgi toplama tekniği kullanılmıştır: Bunlar sırasıyla literatür taraması, Hiv+ kişilerle derinlemesine mülakat ve sağlık, eğitim, çalışma yaşamından temsilcilerle odak grup çalışmalarıdır. Araştırmada 20 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Bunların 16’sı Hiv+, üçü bu kişilerin ebeveynleri iken birisi de kadın eştir. Araştırma amaçlarına hizmet edecek kişilere ulaşabilmek için “yargısal” (purposive) örnekleme tekniği kullanılmıştır. Görüşülen kişilerin 16’sına Pozitif Yaşam Derneği, üçüne HATAM ve birine Numune Hastanesi aracılığıyla ulaşılmıştır. Mülakatlar Ankara ve İstanbul’da yüz yüze veya telefon aracılığıyla yapılmıştır. Örneklemin büyük çoğunluğu İstanbul’dan olmakla birlikte, Konya, Malatya ve Iğdır’dan da bazı kişilerle görüşülmüştür. Öte yandan araştırmada UNDP uzmanları tarafından önerilen şekilde HIV+ kişilerin yanı sıra, seks işçileri ve eşcinsellerin eşit sayıda temsil edilmelerine özen gösterilmiştir. Toplanan verilerin tümü, deşifre edildikten sonra NVivo7 adlı nitel çözümleme programı aracılığıyla analiz edilmiştir.

Aşağıda bazı önemli bulgular kısaca sunulmuştur:

  • İlk olarak kişilerin AIDS’li olarak damgalanma algısının yüksek olduğu saptanmıştır. Hiv+ kişilerin bu yöndeki algılarını arttıran kaynaklardan biri toplumdaki mevcut damgalar iken diğeri kişisel deneyimlerdir. Deşifre olma korkusu onların sağlık, eğitim ve istihdam olanaklarından yararlanmalarını zorlaştırmaktadır.
  • Psikolojik destek dışında tüm HIV ve AIDS tedavisi sosyal güvenlik kapsamında karşılanmaktadır. Psikolojik destek ise, ancak bazı gönüllü hekimler tarafından karşılandığı için sistemli psikolojik tedavi sağlamada yetersiz kalınmaktadır. Psikolojik destek için ayrıca tahsisat verilmesi önerilmiştir.
  • İstihdam ilişkin olarak en önemli sorun, sosyal sigorta sistemindeki bürokratik süreçler nedeniyle çalışma yerinde yaşanan deşifre olma korkusudur. Bu yüzden gerekli ilaçlar rahatlıkla alınamamaktadır. Öte yandan iş ararken, özel bir düzenleme olmadığı için ELISA testinin istenip istenmediği belirsizdir ve tedirginlik yaratmaktadır. Temel destek kaynakları başta aile olmak üzere, sağlık hizmeti sağlayanlar (özellikle enfeksiyon uzmanları) ve gönüllü kuruluşlardır. Gönüllü kuruluşlara katılım onların öz-saygılarını kazanmalarına katkıda bulunmaktadır.
  • Ülkedeki Hiv+ kişilerin görünmezlikleri (invisibility), konuya ilkin bilgi yetersizlikleri ve farkında olmama sorunları gerek Hiv+ kişiler gerekse sağlık, eğitim ve istihdam alanındaki meslek sahipleri tarafından vurgulanan en önemli sorunlardır.
    Bulgular metodolojik nedenlerle sınırlı temsil gücüne sahiptir. Kendisi ile görüşülenler, daha çok ülkenin gelişmiş, kent kökenli ve eğitimli kesiminden bir yararlanma olanaklarını ve dolayısıyla refahlarını olumsuz olarak etkilemektedir.
  • Sağlık, eğitim, istihdam alanından meslek sahiplerinin tümü Hiv+ kişilere yönelik damgalayıcı tutumlara sahiptir. Bu durumun kendileri tarafından da belirtilen temel sebebi bilgisizliktir. Öte yandan sağlık alanında kurumsal alt-yapı eksikliklerinin de hastalığın bulaşma korkusuna katkı yaptığı belirlenmiştir.
  • Psikolojik destek dışında tüm HIV ve AIDS tedavisi sosyal güvenlik kapsamında karşılanmaktadır. Psikolojik destek ise, ancak bazı gönüllü hekimler tarafından karşılandığı için sistemli psikolojik tedavi sağlamada yetersiz kalınmaktadır. Psikolojik destek için ayrıca tahsisat verilmesi önerilmiştir.
  • İstihdam ilişkin olarak en önemli sorun, sosyal sigorta sistemindeki bürokratik süreçler nedeniyle çalışma yerinde yaşanan deşifre olma korkusudur. Bu yüzden gerekli ilaçlar rahatlıkla alınamamaktadır. Öte yandan iş ararken, özel bir düzenleme olmadığı için ELISA testinin istenip istenmediği belirsizdir ve tedirginlik yaratmaktadır.
  • Temel destek kaynakları başta aile olmak üzere, sağlık hizmeti sağlayanlar (özellikle enfeksiyon uzmanları) ve gönüllü kuruluşlardır. Gönüllü kuruluşlara katılım onların öz-saygılarını kazanmalarına katkıda bulunmaktadır.
  • Ülkedeki Hiv+ kişilerin görünmezlikleri (invisibility), konuya ilkin bilgi yetersizlikleri ve farkında olmama sorunları gerek Hiv+ kişiler gerekse sağlık, eğitim ve istihdam alanındaki meslek sahipleri tarafından vurgulanan en önemli sorunlardır.
  • Bulgular metodolojik nedenlerle sınırlı temsil gücüne sahiptir. Kendisi ile görüşülenler, daha çok ülkenin gelişmiş, kent kökenli ve eğitimli kesiminden bir “mutlu azınlık” tır.

Suyun Öteki Yüzü: GAP Bölgesi Baraj Göl Aynası Altında Kalacak Yörelerde İstihdam ve Yeniden Yerleştirme Sorunları Araştırması

Bu araştırma, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın desteği ile Sosyoloji Derneği tarafından gerçekleştirilmiştir. Prof. Dr. Birsen Gökçe başkanlığında 1994’te yürütülen projenin sonuçları dernek yayını olarak ulaşılabilir durumdadır. Türkiye’de ilk kez Keban barajının yapımı sürecinde ve sonrasında yaşanılanlardan yola çıkılarak gelecek için somut önerilerin geliştirilmesine ve bu doğrultuda yapılacak plan ve programlara katkı sağlamayı amaçlamıştır. Araştırma çerçevesinde, yapımı tamamlanan üç baraj (Karakaya, Hancağız ve Hacıhıdır), yapımı devam etmekte olan dört baraj (Atatürk, Dicle, Kralkızı ve Batman) ve yapımı planlanan bir baraj (Ilısu) olmak üzere sekiz barajdan etkilenmiş ya da etkilenecek olan nüfustan örnek seçilerek, bölge içinde ve bölge dışında yüz yüze görüşmelerle anket uygulaması yapılmıştır.

Alan çalışmasında, örnekleme çıkan kırsal alanda 1321, kentsel alanda 281 kişi olmak üzere toplam 1602 kişiyle görüşülmüştür. Bu evrenden çeşitli ölçütler ve tabakalandırmalar sonucu 43 köyde ve mezrada toplam 1058 hane reisi ile görüşülerek, sosyo-ekonomik özellikleri ve gelecek beklentileri belirlenmiştir. Ayrıca, geçmişte iskan edilen hanelere yönelik yapılan 421 anketle beraber toplam hane halkı anket sayısı 1479 olarak gerçekleşmiştir.